Gezdim Gördüm ‘SANTORİNİ’

by

Taş yapıların arasından süzülen sokaklar, limon ağaçları, erguvanlar, çinili avlular… Sabaha kadar süren eğlenceleri, eşsiz günbatımları, leziz mutfağı ve Ege’ye bakan şık teraslarıyla Yunan adalarının en havalısı Santorini.

Santorini, Mikonos ve Rodos’la birlikte gemi turlarının en çok ziyaret edilen destinasyonları arasındadır. Daracık sokakları ve bu sokaklarda gezinen eşek taksileri ve birbirinden lezzetli yemekleri ile geleneksel Yunan kültürünü gemiden iner inmez Santorini’de hissedeceksiniz. Meşhur mavi damlı Agiou Mina Kilisesi’nin arkasından, masmavi ufka ve volkanik kayalara tutunmuş beyaz evlere bakan eşsiz manzara Santorini’nin özeti gibidir.

Muhteşem günbatımı manzarasıyla Oia, romantik bir atmosfer sunuyor. Gün batımını izlemek için özellikle Deniz Feneri’ni tercih edenlerin sayısı oldukça fazla.

Kamari ve Perissa’nın göz alabildiğine uzanan siyah kumsalları ise tam anlamıyla doğal bir görsel şölen… Red Beach’in kızıl kumları sizi de şaşkınlığa düşürecek. Bir balıkçı kasabası olan Amoudi koyunda sıralanmış tavernalardan birinde oturup adanın harika balıklarını tadın. Kameni Volkanı’nda gün batımında oluşan romantik havaya tanık olun. Ayrıca burada çamur banyosu da yapabilirsiniz. Adayı bir motosiklet kiralayarak bir baştan diğer başa gezebilirsiniz.

Kiklad Ailesi’nin en gösterişli adası Santorini, kireçle boyanmış mavi çatılı evleri, begonvilleri, günbatımları ve mutfağıyla bir turizm sembolü olarak en zor beğenen gezginleri bile kendine hayran bırakıyor. Balayı çiftlerinden yalnız gezginlere, lüks tatil sevenlerden sırt çantalılara kadar her yıl yaklaşık 1 milyon turisti ağırlayan 75 kilometrekarelik bu küçük ada; gece hayatı, yemekleri ve zarafetiyle sizi fazlasıyla tatmin edecek.

Yemek konusunda çok müşkülpesent değilseniz, taverna ve kafelerdeki mönüler beklentinizi rahatlıkla karşılayacak nitelikte. Ada kurak olduğu için sebze yetiştiriciliği atıl kalsa da o azıcık suyla yetişen küçük domatesler bile mis gibi kokuyor. Ancak burada asıl mevzu, şarap. Volkanik toprakta yetişen bağlarla, binlerce yıllık şarap tecrübesi birleşince ortaya hoş şaraplar çıkıyor. Santorini’deki mikroklimanın kendine has özellikleri, son derece kurak olan adada üzüm yetişmesine olanak sağlıyor. Isının düştüğü gece saatlerinde meltem rüzgârları ve volkanik toprak üzümlerde biriken nemi alarak sihirli bir şekilde bağların büyümesini sağlıyor. Şarap almadan sakın dönmeyin pişman olursunuz.

Adanın en büyük yerleşimi Fira (Thira), bir falez boyunca yerleşen mavi beyaz evleri, kiliseleri, dükkânları, sessiz dar sokaklarıyla tam bir masal diyarını andırıyor. Düz çatılı kübik taş yapıların arasından süzülen sokaklar, kapı aralıklarından görünen limon ağaçları, erguvanlar ve çinili avlular baş döndürücü güzellikte. Ancak Skala Limanı’ndan adanın başkenti sayılabilecek Fira merkezine ulaşmak için neredeyse 600 basamaklı bir merdiven çıkmanız gerekiyor. Nefesinize güvenmiyorsanız dert etmeyin. Bugün ada halkının hâlâ tarım işlerinde yoğun olarak kullandığı eşekler hizmetinizde! Santorini sokaklarını eşek sırtında dolaşmak bir ada klasiği. Bu arada teleferik seçeneğini de unutmayın.

Elbette adaya gelince değişmez bir Yunan klasiği olarak önce tavernalarda meze ve deniz mahsulleriyle karınlar doyuruluyor, sonra ver elini eğlence. Gece hayatı için yolunuzun kaçınılmaz olarak çıkacağı yer ise yine Fira. Eğlence gece yarısından sonra iyice hızlanıyor. Akşam saatlerinde pek kalabalık olmayan mekânlar, sabaha kadar sürecek eğlence için çoktan hazırlar.

Oia köyü ise Fira’daki tatil anlayışının tam aksine, adanın kendine özgü dokusu ve tatlarıyla sakin bir akşam geçirmek isteyenler için bulunmaz bir nimet. Burada tepeden deniz kıyısına doğru alçalarak sıralanmış beyaz evlerin taraçalarından ve manzarada birbirinden aşağı kalmayan butik otellerin şık teraslarından yüzlerce insan aynı anda sanki bir ayin yapar gibi günbatımını izliyor. “Dünyanın en güzel günbatımı burada izlenir” diyenlere katılmamak imkânsız.

Ayrıca volkanik ada Santorini’de beyaz kumlu plajların hayalini de pek kurmayın, Santorini plajları siyah ve kırmızı renkli kumsallara sahip. Akrotiri kalıntılarının yakınındaki ada toprağıyla aynı renkteki Kokkini Paralia, devasa kaya manzarasıyla unutulmaz bir plaj tecrübesi sunuyor. Turistlerin en çok tercih ettiği Perissa ve Kamari plajlarındansa, adanın kuzey sırtında, kurulduktan sonra 17. yüzyılda terk edilmiş bir ortaçağ başkenti olan Oia köyüne yakın, az bilinen Ammoudi Plajı daha cazip. Bu plajda yüzerken adanın eski bekçisi yel değirmenini ve Oia’nın şirin evlerini seyre dalmak hoşunuza gidebilir.

Fira ve Oia arasında yer alan İmeroigli ve Firostefani ile daha içeride kalan Megalochori köylerinde bulunan ve birkaçı dünyanın en etkileyici otelleri arasında gösterilen şık taraçalı, konforlu butik oteller ise adanın gösterişine vurgu yapıyor. Bu arada kalderayı izlemek için harika bir yer olan İmeroigli köyüne gitmişken Theoskepasti ve Agios Georgios kiliseleri ile Agios Nikolaos Manastırı’nı görmeden adadan ayrılmayın sakın.

Kentin ana caddesi diyebileceğimiz Agiou Mina’da bulunan, ünlülerin uğrak yeri butiklerden zevkinize göre bir şeyler bulabilirsiniz. Zeytin ağacından yapılan objelerden kuklalara, seramikten cama, şirin ve özel hediyelik eşya satan dükkânlara da uğrayabilirsiniz. Fotoğraflarda sıkça gördüğümüz mavi kubbeli, beyaz çan kuleli Agiou Mina Kilisesi de yine bu cadde üzerinde yer alıyor.

Canınız biraz merkezden uzaklaşmak istediğinde de Skala Limanı’ndan kalkan teknelerle volkanik Nea Kameni Adası’na gidip şifalı termal çamur banyolarına girin. Ya da Oia yakınlarında, bağların arasına kurulmuş bir aile işletmesi olan Sigalas Winery’de ve Megalochori’deki Gavalas Winery’de aperatifler eşliğinde şarap tadabilirsiniz.

Santorini’de yapacak daha çok şey var. Mesela acıkınca gurme seyyahların ilk durağı Oia köyündeki Federini Restaurant’ta hem nefis bir ziyafet çekin hem de eşsiz kaldera manzarasının tadını çıkarın; Thalami Restaurant’ta ise taverna tecrübesi yaşayın. Perivolos Plajı’ndaki Seaside By Notos’ta, sahibi Tassos’un kendi pişirdiği leziz deniz mahsullerini tadın.

Santorini (Thira) Yunan adaları arasında en popüler olanı. Bu nedenle gitmeden önce rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Eğer araç kiralamadan otobüslerle adayı gezmek istiyorsanız merkez Fira’da kalmak gezinizi kolaylaştıracaktır. Çünkü tüm otobüsler Fira’daki merkezi otobüs durağından kalkıyor. Fira’nın batısındaki yamaç, eski limana kadar mavi beyaz evler ve otellerle dolu. Ancak burası yokuşlar ve merdivenlerle dolu bir yamaç olduğu için otelinizin yamacın neresinde olduğuna dikkat etmenizde fayda var. Aracı olanlar için köylerde kalmak daha keyifli olabilir. Köyler içerisinde en güzeli kuşkusuz Oia.

Yunanistan’ın genelinde geleneksel yemek tavernalarda yeniyor. Gece saat 20:00’den sonra açılan tavernalarda mezeyle birlikte sıcak yemekler de servis ediliyor. Ouzeria daha çok bizim meyhanelere benzeyen, uzoyla birlikte meze de servis edilen mekânlar.

Yunanistan’ın “fast-food”u olarak da adlandıran “souvlaki” hem ucuz hem de çok lezzetli. Domates, soğan ve yeşilliklerle ekmek arasında et, tavuk ya da balıkla servis ediliyor. Adanın kendine öz toprak yapısı sayesinde hiç sulanmadan yetişen domatesleri de çok lezzetli.

Keskin aromalı yumuşak, eskidikçe sertleşen bir peynir çeşidi myzithra farklı lezzetler arayan ziyaretçilere tavsiye edilir. Makarna ve çorbaları tatlandıran bu peynirle yapılan pastaya myzithropita adı veriliyor. Denemeden dönmeyin.

Yunanların rakı dediği ama Türk rakısından farklı olarak üzüm çekirdeği, sapı ve kabuğundan yapılan rakı; Tsipouro da adanın lezzetlerinden. Santorini’de üretilen şaraplar da oldukça meşhurdur. Güneş altında kurutulmuş üzümlerden yapılan Vinsanto şarabı en meşhurudur.

Santorini, diğer adıyla Thira görkemli coğrafyası ve mimarisiyle Ege adaları içinde farklı bir yere sahip. Her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlayan ada, denizin ortasında binlerce yıl önce oluşmuş ve etkinliği hâlâ devam eden bir yanardağ aslında. Günümüze kadar kanıtlanmış 14 aktivite var; bunların sonuncusu 1950 tarihli. Santorini’nin iki büyük yerleşimi Fira ve Oia ile küçük köyler, eski beyaz evleriyle adayı daha da güzelleştiriyor. Kimilerine göre Atlantis efsanesinin kökeni de bu adada yaşanan bir olay. Antik dönemde yanardağın patlaması büyük bir sarsıntı ve tsunami yaratıyor, Girit’teki Minos uygarlığı da en parlak döneminde bu felaket nedeniyle yok oluyor. Teoriye göre bu olay zamanla Atlantis efsanesini yaratıyor. Bu felaket, sonraki dönemlerde de Santorini sakinlerini etkiledi. İnsanlar denizden uzak durdu ve adanın sarp bölgelerinde açtıkları mağaralara yerleşti. Bu mağaralar zamanla kendine has mimarisi ve yolları olan yerleşimlere dönüştü, günümüzdeki fotojenik görüntüyü aldı. Akrotiri ve eski Thera’daki arkeolojik kazılar Santorini’nin antik dönemlerinden birçok hazineyi gün ışığına çıkardı. Thera’nın geçmişi İÖ 9. yüzyıla kadar uzanıyor. Artemidoros Tapınağı, günümüzde antik kentin en önemli kalıntılarından biri. Santorini’nin ünlü günbatımını seyretmek için en uygun yer ise Oia kenti. En meşhur plajlar adanın doğusunda ve güneyinde sıralanıyor. Fira’dan Kamari’ye giden belediye otobüslerine binerek Kamari sahiline ve Mavri Paralia Plajı’na gidebilirsiniz. Adanın bir diğer meşhur plajı ise Kokini Paralia (Kırmızı Sahil). Fira merkezden Akrotiri otobüslerine binerek son duraktan ya kısa bir yürüyüş ya da tekne ile ulaşabilirsiniz. Aspri Paralia, Perissa, Perivolos da adanın diğer meşhur plajlarından.

Kaynak: http://www.atlasdergisi.com/Evren Soyak

Henüz yorum yok.

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir