Gezdim Gördüm ‘PARİS’

by

“Rüya Şehir” Seine Nehri üzerindeki Paris, dünya turizminin en önemli noktası. Çok zengin sanat ve kültür eserlerine sahip. Yılda yaklaşık 30 milyon turist ağırlıyor. Geleneksel mutfağı ve mükemmel şaraplarıyla ilgi çeken ülkenin ulusal kültürü, edebiyatı, güzel sanatları, sineması ve mimarisi derinlikli ve kışkırtıcıdır. Her zevke hitap eden Fransa sizi evinizde gibi hissettirecek.

Fransızlar kahvaltıda nadiren mısır gevreği, yumurta veya et ürünleri yerler. Bunların yerine kahvaltıda reçel ve tereyağ sürülmüş ekmek ya da diğer hamur işlerini tercih ederler. Croissant (kruvasan) yada Baguette (baget), içinde biraz eritilmiş çikolata bulunan dikdörtgen şeklindeki açma Pain au chocolat ve yumurtayla zenginleştirilmiş mayalı bir ekmek olan Brioche en lezzetli hamur işlerindendir. Muhakak deneyin….

Paris denilince akla hemen Eyfel Kulesi gelir. Fransızların çoğu aslına bakılırsa Eyfel Kulesi’ni pek sevmezler, demir yığını olarak görürler. ”Kulenin hiç bir doğal güzelliği yok ama yine de dünyanın en çok merak edilen yerlerinden biri” diye düşünürler. Eyfel kulesine gündüz saatlerinde inanılmaz bir kuyruk oluyor. Önceden bilet almayı unutmayın. Panoramik bir Paris görüntüsünü Eyfel Kulesinin en tepesinden izleyebilirsiniz ama bahar yada kış aylarında gidiyorsanız muhakkak bir hırka yada mont bulundurun, Lal Eyfel kulesine çıkınca şifayı kapmıştı 🙂 Gece de ışıklandırılmış Eyfel kulesi muhakkak görülmeli, çok iyi fotoğraf veriyor.

Paris’in ikinci turist çeken noktası Louvre Müzesi’dir. Dünyanın en çok ziyaret edilen sanat müzesi olma özelliğini, içerisindeki Mona Lisa tablosu sağlıyor olabilir. Ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin eseri olan Mona Lisa 1797’den bu yana Louvre Müzesinde sergileniyor. Paris’e gidip de gezilmeden dönülmemeli..

Paris denilince akla gelenlerden biri de şehri örümcek ağı gibi saran dünyaca ünlü metrosu. Paris’te gezmek için en uygun yol metroyu kullanmak ama şehir içi otobüslerini de tercih edebilirsiniz. Şehir içi ulaşım için Paris Pass güzel bir uygulama. Sadece ulaşım değil birçok müze girişlerinde de kolaylıklar sağlıyor.

Konaklama açısından Paris oldukça fazla seçenek sunar ancak fiyatları Avrupa ortalamasının üzerinde. Fransa’ya ailece seyahat edecekseniz bazı Fransız otel zincirleri (özellikle Novotel) ailelere yöneliktir.

Paris’te sıcaklık, yaz aylarında 24-25 derece, kış aylarında ise 5-6 derece. Paris çok fazla yağışlı sayılmaz ancak birden bastıran yağmurları ile ünlü. Paris gezisi için ilk bahar ve yaz en uygun aylar.

Paris gezisi için Schengen vizesi gerekli.

Paris’te çok çeşitli yemek turları yapılıyor. Bunlardan en ünlü olanları Eyfel Kulesi’nde öğle yemekli tur ve Seine Nehri üzerinde yemekli tekne gezintisi. İsteyenler bu turlara da katılabilir. Paris’i ikiye bölen ünlü Seine Nehri’nde yapılacak bir tekne turu da size güzel anlar yaşatacak. Montmartre Tepesi’nde portrenizi yaptırmasanız bile çalışan ressam ve karikatüristleri izlemek başlıbaşına bir aktivite olabilir.

Paris denince akla hemen moda gelir. Moda konusunda dünyanın sayılı şehirlerinden olan Paris’te dünyaca ünlü markaların dev mağazaları var. Avenue des Champs-Élysées bizim deyişimizle Şanzelize Caddesi, Paris’in en ünlü Caddelerinden biri ve aradığınız tüm markaları burada bulmanız mümkün. Ünlü Fransız Markası Louis Vuitton’un 6 katlı şahane bir mağazası mevcut. Elbette mütevazi bütçeler için şehirdeki ufak butiklerden de giyim alışverişi yapabilirsiniz. Özellikle yaz aylarında St. Martin kanalı civarında güzel butikler kurulur.

Bunun yanında parfüm için de inanılmaz seçenekler var.

Alabileceğiniz geleneksel yiyecekler içinde özellikle hardal, karşınıza en çok çıkacak bir yiyecek. Bunun yanında baharat, kahve, çiçek esansı, çikolata ve badem kurabiyesi çeşitleri de alabilecekleriniz arasında. Yine gelenlerin çokca aldığı bir ürün de Opera Garnier çatısındaki arıların yaptığı bal olarak bilinen Opera Garnier balı. Paris’in ünlü bağlarından elde edilen Fransız Şarapları’ndan da mutlaka alınmalı.

Her turistik bölgede olduğu gibi küçük hediyelik eşyalar (biblolar, bardak altlıkları, anahtarlıklar, kartpostallar ve magnetler) başta Şanzelize olmak üzere şehrin hemen heryerinde satılıyor. Eğer daha orjinal bir şeyler bakıyorsanız ressamlar tepesinde bulunan sanatçılara, el işçiliğine ve boyutuna göre uygun bir ücret karşılığı karikatür, kara kalem ya da yağlı boya portrenizi yaptırabilirsiniz.

Sokak pazarları, bir şehrin günlük yaşamını ve kültürünü en güzel anlatan yerler olduğu için bir sokak pazarını da mutlaka dolaşmalısınız.

Eğer Paris’te çok kısıtlı zamanınız yoksa 1 ya da 2 gününüzü parklara ayırabilirsiniz. Özellikle çocuklu aileler burada unutamayacakları vakit geçireceklerdir.

Disneyland, Noel ve Yeni Yıl tatillerinin olduğu dönem ve şehrin turist yoğunluğunun fazla olduğu Temmuz-Ekim aylarında çok kalabalıktır. Cumartesi ve Pazar günleri en kalabalık günlerken Salı ve Çarşamba da parkın en tenha olduğu zamandır. Park hareketli sezonda 09.00’da açılıp 23.00’te kapansa da yoğun olmayan sezonda saatler değişebilmektedir.

Disneyland’ı hakkıyla gezebilmek için en az 1-2 güne ihtiyacınız var. Eğer parkta doyasıya zaman geçirmek isterseniz parkın etrafındaki otellerden birinde kalarak zamandan tasarruf edebilirsiniz.

Disneyland Resort, Paris şehir merkezinin 32 km uzağında yer almaktadır. Parka dilerseniz şehir merkezinden düzenlenen turlar ile ya da bireysel olarak ulaşabilirsiniz. Parka ulaşımın en kolay yollarından biri şehrin raylı sistemi olan RER’dir. “RER A” hattı ile“Chessy” durağı üzerinden Disneyland’a merkezden yaklaşık 35 dakikalık yolculuk ile ulaşabilirsiniz. Seferler 5-10 dakikada bir yapılıyor. Tek yön bilet yaklaşık 9 Euro’dur.

Henüz yorum yok.

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir