Gezdim Gördüm ‘LOS ANGELES’

by

“Melekler Şehri”

Los Angeles, kelime anlamı Melekler Şehri olan, Kaliforniya eyaletinin en kalabalık, Amerika’nın New York’tan sonra ki ikinci en kalabalık şehridir. Güney Kaliforniya’dan Pasifik Okyanusuna kadar uzanan geniş bir alana sahip.

Şehrin tarihi, MÖ 5000 yıllara kadar inmekte. 18. yüzyıldan itibaren yerleşimin tam olarak başladığı şehirde, bugüne kadar depremler gibi birçok facia yaşandıysa da, kısa sürede tekrar gelişmiş.

Yörede petrol yataklarının keşfi, altın madenlerinin bulunması ve doğal güzelliklerin bulunması nedeniyle, ilgi çeken bir şehir olmuş.

1920’li yıllarda sanat ve eğlence alanında oluşan değişimler, şehrin dünya çapında tanınmasına yol açmış. Şehir halkı son derece konforlu ve rahat yaşamın etkisi altında, hayat standartları yüksek koşullarda yaşamaktalar.

Ülkenin diğer yerlerine göre daha sıcak bir iklimin hüküm sürdüğü kentte, yaz aylarında doyasıya tatil yapabilirsiniz. Bu şehre tatile gitmek için yılın her ayını tercih edebilirsiniz. Turistler açısından son derece güvenli bir tatil yeri olan şehir, dünyanın sinema, film ve eğlence merkezi diyebileceğimiz bir şehir. Disneyland’a ev sahipliği yapması da şehre ayrı bir hava katmış.

Spor ve kültürel aktivitelerin iç içe yaşandığı bu şehirde, yeme içme konusunda da sıkıntı yaşamayacağınızı belirtmek isterim. Çok kültürlü bir yaşamı olduğu için size sunacakları da oldukça fazla olacak.

Los Angeles, şehrin içerisinde doğayla baş başa kalabileceğiniz ortamları bulabileceğiniz bir yer. Parkları, sahil yolları ile bütünleşmiş bir şehir. Bu sebeple sahil boyunca paten kayıp, yürüyüş yapabileceğiniz alanlara ulaşmanız zor olmayacak. Sahillerinin güzelliği, plajlarının cazibesi de denizden keyif almanıza yardımcı olacak. Ayrıca bu jet ski, dalış, su kayağı, dalga sörfü yapmak gibi spor aktivitelerinden faydalanmanızı da sağlayacak.

Müzelerin çeşitliliği, Walk of Fame’de yapacağınız yürüyüşler, Universal stüdyolarındaki gezinti sizi oldukça meşgul edecek. Kısaca bu şehir, tatilinizi doya doya yaşamanıza yardımcı olacak.

Alışveriş tutkunları için cazip bir yer olan Los Angeles, size oldukça fazla seçenek sunacak. Şehrin ilk sokağı olan asırlık Olvera Sokağı hem alışveriş zevkini alabileceğiniz, hem de kentin tarihi ve kültürü hakkında bilgi sahibi olacağınız bir bölge. Benim en beğendiğim Mall South Coast Plaza olmuştu.

Şehrin diğer taraflarındaki lüks mağazalarda da markalı ürünleri bulabilirsiniz. Çok fazla kültürü barındırdığı için etnik kökenli alışveriş merkezi sayısı da oldukça fazla. Markalı ürünleri daha ucuz maliyetle almak isterseniz, outlet’leri tercih etmenizi önerim. Buralardan tekstil ve elektronik eşyaları oldukça iyi fiyatlara alabilirsiniz. Santa Monica gibi yerlerde kurulan çiftçi pazarlarında ise, organik yiyecekler alma şansına sahipsiniz.

Nereleri gezebilirsiniz? Gezilip görülecek yer çok, başlıyorum hazırmısınız?

Bence ilk durak Hollywood olmalı. Ayağınıza rahat bir şeyler giyip sabahtan akşama kadar vakit geçirebileceğiniz bir yer, hem alışveriş seçeneği bol, hem de yeme-içmeye ve atmosferine doyamayacaksınız.

Los Angeles şehir merkezinden yaklaşık 12-15 km uzaklıkta bulunan Hollywood’a gelince ilk durak (arabanız varsa) Hollywood’un ikonikleşmiş o meşhur tabelası olsun. 1920’li yıllardan bu yana şehrin simgesi haline gelmiş olan bu tabela, konum olarak şehrin biraz yukarısında, arabayla yakınına kadar gitmediğiniz sürece de görebileceğiniz bir yerde değil. Tabelanın fotoğrafını bazı kafelerin teraslarından çekebilirsiniz. Yada tabelaya gezi düzenleyen rehberlerden yardım alabilirsiniz.

Hollywood tabelasının en güzel fotoğraflandığı yerlerden biri de Griffith Gözlemevi. Kaliforniya’nın en çok ziyaret edilen yerleri arasında bulunan Griffith Gözlemevi, Hollywood dağının güneyinde, 1134 metre yükseklikte bulunuyor. Los Angeles’ın hemen hemen her yerinden görülebilen yapı, şehrin aynı zamanda en güzel ve kapsamlı manzarasına sahip. 14 Mayıs 1935’te açılıp Art Deco, Modern, Yunan Uyanışı ve Beaux Arts tarzlarından esinlenilerek yapılan bina, tam da bir rasathane görünümünde. Bu sıra dışı mimari ve ihtişamı sayesinde açılışından kısa süre sonra yüzlerce film ve televizyon yapımında öne çıkan bir mekan olmuş.Yemek yiyebileceğiniz ve hediyelik eşya satın alabileceğiniz yerlerin de mevcut olduğu gözlemevi haftada beş gün, Çarşamba’dan Pazar’a kadar açık.

Burdan  merkeze inip Hollywood Bulvarından gezintinize devam edebilirsiniz.

Yıldızlı cadde adını verdikleri Walk of Fame’e gezebilirsiniz. Walk of Fame, Hollywood Bulvarı ve Vine Caddesi arasında yer alıyor. Yerlerde ünlülerin isimlerinin yazılı olduğu, el ve ayak izlerinin bulunduğu yıldızları göreceksiniz. 2400’den fazla ünlü ismin yazılı olduğu bu yolda, 2 yıldızı olan tek sanatçının Michael Jackson olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Yerlerdeki yıldızlar dışında çok ilgi çekici bir yer olduğunu söyleyemeyeceğim, alışveriş konusunda son derece düşük kaliteli ürünlerin satılıyor oluşu sebebiyle burada fazla vakit geçirmemenizi ve sadece hayranı olduğunuz yıldızın karosuyla bir hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra yolunuza devam etmeniz gerektiğini düşünüyorum.

Hollywood Bulvarı üzerinde yer alan bir diğer önemli mekan ise kuşkusuz eski ve daha çok bilinen adıyla Kodak Tiyatrosu, yeni adıyla Dolby Tiyatrosudur. Yaklaşık 3.400 kişilik salon kapasitesiyle her yıl dünyaca ünlü Oscar Ödülleri Törenine ev sahipliği yapan mekanı görmeden kesinlikle dönmemelisiniz. Dolby Theatre (Dolby Tiyatrosu), yılın diğer zamanlarında çeşitli müzikal ve oyunlara da ev sahipliği yapıyor. Buraya kadar gelmişken bu muhteşem salonda bir oyun ya da konser izleme şansını kaçırmak istemeyenlerdenseniz resmi internet sitesinden güncek program detaylarına ve giriş için gerekli biletlere ulaşabilirsiniz.

Yine Hollywood Bulvarı üzerinde yer alan Grauman Çin Tiyatrosu da görülecek yerler listenizde muhakkak bulunması gereken bir mekan. Dünyaca ünlü isimlerin el ve ayak izlerinin yanı sıra imzalarının da sergilendiği ‘kaldırım’ dünyaca ünlü bu salonun önünde bulunuyor. Yaklaşık 2.500 kişi kapasiteli bu salonun en belirgin özelliği sahip olduğu Uzak Doğu mimarisi olarak belirtilebilir. Yıl boyunca çeşitli film gösterimlerinin yanı sıra organizasyonların da düzenlendiği bu salonun güncel program listesine ve biletlerine resmi internet sitesinden ulaşabilirsiniz. Turistlerin en çok ilgisini çeken kısmın ise Hollywood temalı hediyelik ve hatıralıkların satıldığı şirin mağaza olduğunu söyleyebilirim.

Karnınız acıktıysa Amerika’nın ünlü fast food zinciri Hooters’ın Hollywood Bulvarı üzerinde bir şubesi var. Dekolteli garson kızların çalıştığı Hooters turistler için de popüler restaurantlardan. Lokasyon olarak Çin Tiyatrosu’nun tam karşısında bulunuyor.

Yada yemek için Hard Rock Cafe’ de iyi bir alternatif. İçerisinde büyük bir alışveriş yeri de bulunan Hard Rock Cafe’nin Los Angeles baskılı tshirtlerinden bir tane hatıra olarak alabilirsiniz. Yada sevdiklerinize magnet yada anahtarlık alıp hatıra olarak götürebilirisniz.

Bir diğer ziyaret edebileceğin yer ise Madame Tussauds. Madame Tussauds, merkezi Londra’da bulunan balmumu heykel müzesi. Aralarında Amsterdam, Berlin, Hong Kong, İstanbul, New York, Sidney ve Tokyo’nun da bulunduğu yirmi dört şehirde şubesi olan Madame Tussauds’da aktör Will Smith, şarkıcı Elton John, aktris Nicole Kidman, aktör Johnny Depp, şarkıcı Britney Spears, aktris Bette Davis, aktris Uma Thurman, yönetmen Alfred Hitchcock, Tom Hanks, Terminatör Arnold Schwarzenegger, futbolcu David Beckham, aktör Samuel L. Jackson, aktris Marilyn Monroe, basketbolcu Kobe Bryant gibi isimlerin balmumu heykeli ile fotoğraf çektirebilirsiniz.

Alışveriş yapmak ve meşhur Cheesecake Factory’de bir tatlı molası vermek isterseniz The Grove alışveriş merkezine gidebilirsiniz. The Grove, birçok ünlü ve pahalı markanın yer aldığı, üstü açık bir alışveriş merkezi. Apple’dan alışveriş yapacaksanız The Grove’da büyük bir Apple mağazası mevcut.

Hollywood Bulvarında gezdikten sonra ki durak, Beverlyhills. Beverly Hills, Los angeles’ın batı tarafında bulunuyor. Beverly Hills’in en büyük özelliği burada yaşayan insanların Amerika nüfusu içinde yer alan en varlıklı insanlar olmaları. Genellikle Amerika’da yaşayan celebrity grubunun evleri, ünlü oyuncu ve şarkıcıların dev malikaneleri ve tanınmış iş adamları ve politikacıların lüks malikaneleri bu bölgede yer alıyor.

Sadece buraya özel düzenlenmiş, elinize bir harita verilip, hangi evin hangi ünlüye ait olduğunu anlatarak gezdiren rehberler ve üstü açık tur otobüsleri var, öyle düşünün 🙂 Tabiki bir çok ev sahibi bu turlardan bıkmış olacak ki, evlerin bahçe duvarları, içeriyi göremeyeceğiniz kadar yüksek örülmüş durumda.

Beverly Hills’in en meşhur yeri kesinlikle Rodeo Drive’ın olduğu cadde. Dünyanın tüm gözde kentlerinde, mutlaka bir lüks moda alışveriş sokağı var. Mesela, Paris’te Champs-Elysees Bulvarı, New York’ta 5. Cadde, Barselona’da Ramblas, Madrid’de Serrano Caddesi, Roma’da Via Veneto, Milano’da Montenapoleone Sokağı, Londra’da Oxford Caddesi, Buenos Aires’te Calle Florida… Ama hiçbiri Los Angeles’in lüks semti Beverly Hills’teki Rodeo Drive kadar şık, büyüleyici ve bir o kadar da pahalı değil.

Ferre, Valentino, Versace, Vertu, Porsche Design, Persol, Damiani, Bally, Tiffany&Co., Bebe, Harry Winston, Dolce& Gabbana (Kadın), Dolce&Gabbana (Erkek), Yves Saint Laurent, Chopard, Kazanyan&Fogarty Co., Tom Ford, Michael Kors, Luxe Hotel ve sonra Valentino, Roberto Cavalli, İlori, Cartier, Chanel, Lladro Boutique, Hugo Boss, Bijan, Gallery Rodeo, Hermes, Giorgio Armani, Ralph Lauren, Juicy Couture ve Brooks BrothersJimmy Choo, Peter Marco, Judith Lieber, Georg Jensen, Richard Mille, Baracci, David Orgell, Galerie Michael, Breguet, Missoni, Lana Marks, Etro, Frette, Bottega Veneta, Loro Piana, MaxMara, Paul and Shark, Lacoste, Davante, Stefano Ricci, La Perla, Valence, Bucelli, Herve Leger, Stuart Weitzman, Guess, Barakat, De Beers, David Yurman, Bang&Olufsen, Geary’s Beverly Hills, Salvatore Ferragamo, Fendi, Gucci, Prada, Brioni, Tods, Coach, Montblanc, Miu Miu, Dior Homme, Dior, Ermenegildo Zegna, Louis Vuitton, Canali, Bulgari ve St. John gibi ünlü butikler var.

Sunset Bulvarı, Los Angeles’ın merkezinden başlayarak Hollywood ve Beverly Hills’den geçip Santa Monica’ya kadar uzanan bu meşhur cadde yaklaşık 35 km uzunluğunda. Günün her saati –dört şeritli yola ragmen- yoğun bir trafiğin hakim olduğu bu cadde üzerinde sayısız gece kulübü, mağaza ve restoran bulmanız mümkün. Adeta Los Angeles’ın simgelerinden biri olan bu uzun yolda trafiğe ragmen aracınızla gezmenizi tavsiye ederim. Özellikle hava karardıktan sonra ve Noel zamanında son derece renkli bir hal aldığı da kesin.

Gelelim güzeller güzeli Santa Monica’ya. Zamanında pek çok Hollywood yönetmeninin ve artistinin ilgisini çeken Santa Monica, doğal güzelliği ve hareketli caddeleri ile öne çıkıyor. Araç trafiğine kapalı olan ve 3. Cadde olarak bilinen en ünlü caddesinde çok sayıda alışveriş merkezleri, mağazalar, kafeler ve restoranlar bulunuyor. Renkli ve hareketli 3. Caddenin yanı sıra caddenin sonunda yer alan iskele ve iskeledeki lunapark da keyifli vakit geçirmenize imkan veriyor. Santa Monica’ya Los Angeles şehir merkezinden yaklaşık yarım saat sonra ulaşabilirsiniz. Yine bir Apple Mağazası arayışındaysanız, burada oldukça büyük bir Apple bulunmakta.

Los Angeles, gece hayatı ve yaşam tarzıyla olduğu kadar sahilleriyle de ünlü bir şehir. Santa Monica’da bulunan Venice Beach, ( Venedik Sahili) sayısız Amerikan filminde gördüğünüz güzel kızların salınarak gezdiği, yürüyüş yapanlardan paten kayanlara kadar sayısız insanın ortama renk kattığı muhteşem sahillerden biri. Şehir merkezinden yaklaşık yarım saatlik bir araba yolculuğuyla varabileceğiniz bu harika plajda, eğlenecek çok sayıda aktivite bulabilirsiniz. Kalifornia’yı tam olarak anlamak isteyenlerden ve izlediğiniz filmlerin içinde hissetmek isteyenlerdenseniz Venice Beach’e mutlaka gitmelisiniz. Etrafta her renk insanı görebileceğiniz Venice Beach’de bir de tarot baktırmayı unutmayın 🙂

Los Angeles’ın en ünlü plajlarından biri de Malibu Beach. Hollywood oyuncularının lüks yazlıkları dahil olmak üzere yerli halkın yazlık evlerinin yer aldığı bir yer. Eğlenmeyi ve gece hayatını sevenler için ideal bir yer olan Malibu’da gündüzleri gezebilir, yüzebilir ve surf gibi çeşitli su sporlarını rahatlıkla yapabilirsiniz.

Malibu Beach, LA’ın en temiz plajlarındandır. Eğer güneşlenmek veya denize girmek istiyorsanız Malibu sizin için en iyi seçim olacaktır. Malibu’da birçok yer özel işletmeler tarafından sahiplenilmiş olsa da burada halka açık çok hoş plajlar bulacağınıza emin olabilirsiniz.

Bisiklet sürebileceğiniz ve keyifli yürüyüşler yapabileceğiniz Long Beach, sakin ve huzurlu vakit geçirmek isteyenlere uygun sahiller arasında yer alıyor. Sahil boyunca konumlanmış restoranlarda ve kafelerde dinlenebilir ve yemek yiyebilirsiniz.

Laguna Beach, Los Angeles’da yer alan meşhur plajlardan bir tanesi. Yaz aylarında gidecekseniz sahilin yaz boyunca çok kalabalık olacağını hatırlatmak isterim. Özellikle hafta sonları ekstra bir kalabalık olan Laguna Beach, sahil boyunca birbirinden güzel butik oteller, restaurantlar, kafeler ve sanat galerilerinin yer aldığı görülmeye değer yerlerden biri.

Yüksek plazaların bulunduğu Los Angeles Downtown şehir merkezinde pek çok müzeyi, müzik merkezini, parkı ve farklı mimarilere sahip binaları görebilirsiniz. Ayrıca bu bölgenin gelişmiş metro sisteminden yararlanarak gezeceğiniz yerlere kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Downtown’da yer alan Little Tokyo, Japonların çoğunlukta yaşadığı bir bölge olduğu için bu isimle anılıyor. Little Tokyo bölgesinde hem mimari konsept hem de sunulan hizmet bakımından Japon kültüründen izler taşıyan Japanese Village Plaza‘yı gezebilir ve buradan alışveriş yapabilirsiniz.

Los Angeles Balbao Adası gördüğüm en güzel yerlerden biri. Diğer adalardan farklı olarak karayla bağlantılı bir yola sahip. Buraya arabanızla bile gidebilirsiniz. Adanın çevresinde güzel bir yürüyüş yapmanızı tavsiye ederim. Gerçekten bu ada sıcacık ve son derece sempatik bir havaya sahip. İnanılmaz şirin evler var ve özellikle Yılbaşı zamanı ödüllü yarışmalar yapılıyor. Ben gittiğim zaman yılbaşı dönemiydi, her ev kendine has bir şekilde süslenmişti ve adanın efsane bir görüntüsü vardı. Buraya havanın kararmasına yakın gidin ve akşam yemeğine kadar adanın etrafında yürüyüş yapıp akşam adada yer alan küçük ama çok şirin olan restaurantlardan birinde güzel bir akşam yemeği yiyin. Muhteşem bir tecrübe yaşarsınız.

Balbao Adası, bu fotoğrafta Lal’e 4,5 aylık falan hamileydim. (Aralık 2011)

Los Angeles’a kadar gelmişseniz Anaheim’da bulunan Disneyland’a uğramadan gitmeyin. Los Angeles merkezine yaklaşık 1 saat mesafede bulunan Disneyland için, Amerika tatilinizin en az 1-2 gününü ayırmanız gerektiğini hatırlatmalıyım. Çünkü hem mesafenin LA merkeze olan uzaklığı, hem de içerisinde bulunan parkların 1 günde gezilemeyeceğinden, buraya en azından 1-2 gün vermelisiniz. Anaheim, gerek Disneyland’ın bu bölgede olmasından, gerekse çeşitli Fuar ve Kongre Merkezlerinin bu bölgede bulunmasından dolayı, konaklama açısından bir çok oteli bünyesinde barındıran, Los Angeles’ın küçük bir yerleşim bölgesi…

Seneler önce katıldığım bir Müzik Fuarı sırasında Disneyland’ı da gezmeden duramamıştım. Disneyland’a gitmeden önce, önemli bir detayı hatırlatmak istiyorum sizlere. Kapıda alacağınız park biletleri internetten alacaklarınızdan biraz daha pahalı olabilir. Biletinizi internetten alıp, bir de biraz daha fazla verip Vip bilet alırsanız, parklarda bir şeylere binmek için kuyruklara girmek zorunda kalmazsınız. Çünkü Vip biletiniz yoksa, zamanınızın çoğunu kuyruklarda sıra beklerken geçirmek durumunda kalıyorsunuz.

Los Angeles Disneyland dört ana bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Adventureland (Macera Alanı) adı verilen bir ormandan oluşuyor ve Indiana Jones ve Forbidden Eye bölümleri görülebilir. İkinci bölüm olan Frontierland bir vahşi batı havası oluşturuyor. Üçüncü bölüm olan Fantasyland Disney’in favori karakterlerini içinde barındırıyor. Son bölüm olan Tomorrowland (Gelecek Alanı) ise gelecekle ilgili olan tema parkı.

Disneyland gezinize Disneyland Railroad ile başlayabilirsiniz. Bu bir mini trendir. Parkın çevresini gezmek istiyorsanız, bu otantik ve buharlı treni denemelisiniz. Trenin durakları: New Orleans meydanı, Mickey Toontown ve Tomorrowland ve Main Street bölgesindedir. 1.2 km. lik hatta, güzel bir yolculuk yapabilirsiniz ki, bence mutlaka deneyin. Tüm yolculuk, yaklaşık 20 dakika sürüyor. Ama, herhangi bir durakta da inebilirsiniz.

Disneyland başlı başına kaleme alınacak bir bölge olduğundan detaylara girmiyorum. Size sadece mutlaka görmenizi tavsiye ediyorum 🙂

Sevgilerimle

Burçin Kaya

Henüz yorum yok.

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir