Gezdim Gördüm ‘LONDRA’

by

“Uluslararası Turizmin Kesişme Noktası” Londra, hem İngiltere’nin, hem de Galler, İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallığın başkenti.
 Dünyanın en önemli şehri olan Londra, Avrupa’da en çok ziyaret edilen üç şehirden biri.
Avrupa’da en çok kültürün bir arada yaşadığı, 300’den fazla dilin konuşulduğu, uluslararası turizmin kesişme noktası. Dünyanın en eski kentlerinden biri olma özelliğine sahip olan Londra, yaklaşık iki bin yıl önce Romalılar tarafından kurulmuş.

Londra’da kısa bir süre kalacak olsanız bile, zamanınızı en iyi şekilde değerlendirerek bu güzel şehrin tadını çıkarabilirsiniz.

Güne sabah erkenden Trafalgar Square’de başlayıp National Gallery’de 1 saat gezerek başlayabilirsiniz. Galeriye giriş ücretsiz. Hemen yakınındaki National Portrait Gallery’nin üst katında yer alan Portrait Restaurant’da bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Buradan Trafalgar Square ve Nelson Sütunu’nun çok güzel manzaraları görülür.

Buckingham Palace kentin mutlaka görülmesi gereken yerlerinden. Saray aynı zamanda, kraliçe ve eşi Edinburg Dükü’nün Londra’da ki konutudur. Yazları her gün, renkli ve müzikli bir törenle saray muhafızları nöbet değiştirir.

Şehirde yaygın olan din Hristiyanlık olmasına rağmen, başka dinlerin varlığı da

göze çarpmakta. Londra kiliselerine zaman ayırmaya değer, fırsat bulursanız buraları gezmeyi ihmal etmeyin. Şehrin dört bir yanına dağılmış olan bu yapılar benzersiz bir atmosfere sahip.

Şehrin simgelerinden biri de Big Ben (resmi adıyla Elizabeth Kulesi), Londra’da Westminster Sarayı’nın yanındaki ünlü saat kulesi. Dünyanın en büyük ikinci dört yüzlü saatidir. “Big Ben” aslında saat kulesinin çanının adıdır, ancak zamanla halk tarafından tüm yapıyı belirtmek için kullanılır olmuştur. Önünde fotoğraf çektirmeyi unutmayın 🙂

Şehrin bir diğer simgesi ise London Eye’dır. Her biri 25 kişi kapasiteli 135m yüksekliğindeki 32 kapsül, bir dönüşü yarım saatte tamamlar. Havanın açık olduğu günlerde 40km’ye ulaşan görüş mesafesiyle kenti her yönde görme fırsatı sunar. Muhakkak binmelisiniz.

1999 yılında Hugh Grant ve Julia Roberts’ın başrollerinde oynadığı Nothing Hill, iyi bir yürüyüş rotası. Muhakkak ziyaret edin. Küçük antikacıları ile küçük şirin bir yer.

Chelsea, alışveriş ve gezmek için gidebileceğiniz yerler arasında. Londra’nın güneyinde bulunuyor. Sanatçı ve yazarların ağırlıklı olarak oturduğu güzel bir semt. Küçük moda butikleri ve bir şeyler yiyip içebileceğiniz bir sürü de kafe var.

Dünyanın en eski metrosuna sahip olan Londra’yı, Thames nehri ikiye böler. 0 derece meridyeninin geçtiği Greenwich kasabası da Londra yakınlarında bulunmakta. Trafikteki araçların direksiyonunun sağdan olduğu, metre, gram gibi ölçülerin kullanılmadığı bu şehri gezmek keyif verici olacak.

Thames Nehri’nde bir gezi yapmak Londra’yı tanımanın en güzel yollarından biri. Gezi tekneleri, batıda Hampton Court’tan doğuda uzanan Thames Barrier’e kadar nehrin 50km’si boyunca turlar düzenler. En gözde rota Westminster’dan Tower Bridge’e kadar kentin kalbinde uzanan bölümdür. Ayrıca otobüslerle şehir turu yapmak için düzenlenen etkinliklere katılabilir, şehir hakkında daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.

Londra hala dünyanın en canlı alışveriş kentlerinden biridir.  Mağazaların çoğu haftaiçi sabah saat 10:00 gibi açılıp akşam 17:30-18:00 gibi erkenden kapanır. Sadece bir kaç dakikalık yürüme mesafesinde hem parlak vitrinleriyle alışveriş merkezlerine, hem de ufacık sıkışık butiklere rastlayabilirsiniz. Ünlü Markaların mağazaları çoğunlukla Knightsbridge yada Regent Street oluyor. Ya da Avrupa’nın en uzun caddesi olan, Oxford Street’e bakabilirsiniz. Buralarda mağazaların kapanma süreleri biraz daha geç saatlerde olabiliyor. Bu bölgelerdeki mağazalardan hediyelik eşya ihtiyaçları rahatlıkla karşılanabilir. Alternatif olarak, Camden Town, Covent Garden giyim eşyasından, biblolar, el yapımı aksesuarlar, ayakkabı, mücevherata kadar pek çok ürünü bulabileceğiniz yerler. Alışveriş esnasında vergi ödeseniz de, ülkeden çıkarken bunu iade alıyorsunuz.

Londra’da ki çok katlı mağazaların kralı Harrods ve Harvey Nichols’dır.

Londra’da konaklama fiyatlarının yüksek oluşu, ziyaretçilerin en büyük zorluğu ve gider kalemini oluşturur. Oteller konusunda en lüks seçenekler arasında Savoy, Ritz ve Bulgari gibi seçenekler var. Orta ölçekli otellerin çoğu şehir merkezinin biraz dışında kalmakla birlikte oldukça hesaplıdır.

Londra restoranları, artık dünya lezzet başkenti olmanın verdiği bir gururla, sıradışı lezzetler sunmaktadır. Geleneksel Hint, Fransız, İtalyan ve Çin restoranlarına ek olarak sadece bir kaç günde bütün Avrupa ülkelerine, Yakın, Orta ve Uzakdoğu’ya uğrayarak Amerika ile Afrika’yı da içeren inanılmaz bir lezzet ve aroma yolculuğuna çıkabilirsiniz. Yanlız uyarmadan geçemeyeceğim, dünyanın en pahalı kentlerinden biri olan Londra’da ki restoran fiyatları turist ziyaretçilere yüksek gelebiliyor.

Dünyanın en kalabalık hava trafiğine sahip olan Londra, 5 adet uluslararası havaalanına sahip. Bunlardan Heathrow dünyanın en fazla yolcu taşıyan havaalanı.

Henüz yorum yok.

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir